Magazin Basını Hülya Avşar’dan Vazgeçemiyor
01 Şubat 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Genel, Haber, Magazin, Son Dakika Haber, Video Galeri
Avşar kızı yaklaşık 20 yıldır Türk magazin dünyasına damgasını vuran isim.
Medyada zirve yapmanın yolunu bir şekilde buluyor. Kimler geliyor, kimler geçiyor, ancak Türk magazin basını Hülya Avşar’dan vazgeçemiyor…
Magazin ve eğlence dünyasındaki tüm gelişmeleri yakından takip eden Medya Takip Merkezi (MTM), Ocak ayının medyada en fazla öne çıkan ünlülerini belirledi. Raporda bu ay, yeni isimler dikkat çekti
Yıllardır magazin dünyasının yıldızı sönmeyen ismi Hülya Avşar, ayın en çok konuşulan ismi oldu. İş adamı Mehmet Dereli ile biten ilişkileri hakkında basında oldukça yer alan Avşar, yeni yılın ilk ayında 3 bin 150 adet haber ve yazıya konu edilerek, medyatikliğini koruduğunu gösterdi.
Eurovision şöhret getirdi…
En medyatik ünlüler listesinin sürpriz isimlerinden biri, 57. Eurovision Şarkı Yarışması’na Türkiye’nin adayı olarak seçilmesi üzerine şöhret basamaklarını hızla tırmanan Can Bonomo oldu. Gerek giyimi gerekse kliplerindeki içeriklerle kendine has bir tarzı olduğu gözlenen Bonomo, daha önce sadece belirli bir kesim tarafından takip ediliyordu. 38. Altın Kelebek Ödülleri’nde “En İyi Çıkış Yapan Sanatçı” seçilen 25 yaşındaki sanatçı, damga vurduğu Ocak ayında toplam 2 bin 835 haber/yazı ile medyanın yakın markajındaydı.
İmparator liderliği kaptırsa da zirveyi bırakmıyor
İmparator lakaplı İbrahim Tatlıses, geçtiğimiz aylardaki liderliğini Hülya Avşar’a kaptırarak 3. sıraya geriledi. Uğradığı silahlı saldırıdan sonra eski sağlığına kavuşan Tatlıses, basın mensuplarının karşısına yeniden çıkmaya başladı. 2012 yılı içerisinde tekrar çocuk sahibi olma arzusunu medya ile paylaşan imparator, yılın ilk ayında 2 bin 465 haber ve yazıda yer aldı.
Acun yine üst sıralarda…
Geçtiğimiz aylarda medyada liderliğin tadını alan Ilıcalı, zirveyi bırakmaya pek niyetli görünmüyor. Yapımcılığını ve sunuculuğunu üstlendiği başarılı yarışma programlarıyla adından sıkça söz ettiren Ilıcalı, abisinin sahibi olduğu Anatomica Kulak Burun Boğaz Hastanesi’nin açılışında “O Ses Türkiye” jüri üyeleri ile birlikte bulunmasıyla da basının ilgisini çekti.
Cem Yılmaz kız istedi
Ahu Yağtu ile devam eden birlikteliklerini evliliğe taşıma kararı alan Cem Yılmaz, İzmir’de kız evini ziyaret ederek ebeveynlerin onayını aldı. Medyanın yoğun ilgi gösterdiği kız isteme gecesinden mutlu ayrılan ünlü şovmen, MTM’ nin raporuna göre, ay boyunca 1.950 adet haber ve yazıda yer aldı.
Azer Bülbül Hayranlarını Üzdü
Bir otel odasında ölü bulunması ile büyük şok yaşatan Azer Bülbül, gizemli ölümü ile ilgili haberlerle medyada yankı uyandırdı. Cenazesinde izdiham yaşanan Bülbül, medyada 1.543 haber ve yazı ile yer aldı.
Hadise İle Aranızda Hadise Var Mı?
01 Şubat 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Haber, Magazin, Son Dakika Haber, Video Galeri
Şansal Büyüka, herkesin merak ettiği ama yanıt alamadığı soruyu Murat Boz‘a sordu.
Murat Boz’u şaşkınlığa uğratan soru Şansal Büyüka’dan geldi! Büyüka, herkesin merak ettiği ama yanıt alamadığı soruyu Boz’a sordu!
O Ses Türkiye yarışmasında jüri üyesi olduktan sonra kelimenin tam anlamıyla patlama yapan Boz, önceki akşam Şansal Büyüka’nın konuğu oldu. Hadise’yle yakıştırılan ve aralarında aşk olduğu dedikoduları çıkarılan ünlü popçuya Büyüka herkesin merak ettiği soruyu sordu: Hadise ile aranızda bir Hadise var mı?”
“HÜLYA’YLA ARAMDA BİR ŞEY VAR”
Menajeri de olan Eliz Sakıçoğlu’yla Almanya’da gizlice evlendiği iddia edilen Murat Boz, Şansal Büyüka’nın sorusu karşısında kısa süre bir şaşkınlık yaşadı. Almanya vatandaşı olan Sakuçoğlu’yla bedelli askerlikten yararlanmak için anlaşmalı evlendiği ve bugünlerde evliliği bitirmek istediği konuşulan Boz, Büyüka’nın sorusuna, “Hadise ile aramızda bir Hadise yok. Mustafa Sandal ile Hülya Avşar ile aramızda var” diye cevap verdi.
Sevgililer Günü Öpüş Heykel ve Kolyeleri
01 Şubat 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Genel, Haber, Magazin, Son Dakika Haber, Video Galeri
Güzel sanatlarda ve mitolojide tema olarak yemek, Güzin Yalın, 9 Şubat’ta başlayacak.
” Önce sevmek gerek
karşına bir malzeme çıkar, ona sevgi ile yaklaştıkça, sokuldukça tanırsın.Tanıdıkça da seversin. Bir kere sevdin mi gönlünü verdin mi bu malzemeye, nakış da olur heykel de, mask da. ”
Kuzgun Acar.
ŞUBAT 2012-SEMİNER PROGRAMI
SEMİNERLER MAYIS, TAKI ATÖLYESİ HAZİRAN SONUNA KADAR SÜRECEKTİR
SİMYA GALERİ’DE YENİ SEMİNER:
GÜZEL SANATLARDA VE MİTOLOJİDE TEMA OLARAK YEMEK, GÜZİN YALIN , 9 ŞUBAT’TA BAŞLAYACAK
SANAT TARİHİ OKUMALARI
SERAP YÜZGÜLLER ARSAL
6, 13, 20, 27 Şubat Pazartesi 11:00 -13:00
“Sanat Tarihi Okumaları” Sanat tarihini “sanatçıların tarihi” olarak ele alan yaklaşımı benimsemeyen bu seminerin amacı, Ortaçağ, Rönesans, Maniyerizm, Barok başta olmak üzere odaklandığı dönem sanatını ‘temsil’ ettiği ‘söz’ bağlamında yorumlamaktır. Michelangelo, Leonardo da Vinci, Rembrandt, Rubens, Caravaggio gibi pek çok ustanın yapıtlarının belirli bir ‘görme biçimi’ üzerinden okunacağı seminerlere, metinler üzerine gerçekleştirilecek tartışmalar da önemli bir katkı sağlayacaktır.
Seminer kapsamında ele alınacak metinler ve konulardan seçmeler:
Heinrich Wolfflin, Sanat Tarihinin Temel Kavramları (‘biçem tarihi’ olarak sanat tarihi: Rönesans ve Barok karşılaştırması)
Erwin Panofsky, Gotik Mimarlık ve Skolastik Felsefe (bir sanat biçemi ve bir felsefi düşünce arasındaki ‘dolaysız’ ilişki!)
Erwin Panofsky, İkonografi ve İkonoloji (Sanat tarihinin kılcal damarlarından biri: İkonografik yöntem)
Sigmund Freud, Sanat ve Sanatçılar Üzerine (Michelangelo’nun Musa’sı neyi betimler?)
Nicos Hadjinicolaou, Sanat Tarihi ve Sınıf Mücadelesi (Marksist yaklaşım üzerinden Görsel İdeoloji kavramı)
Chris Murray, 20. Yüzyılda Sanatı Okuyanlar (Sanat tarihi kuramcılarının yaklaşımlarına genel bakış)
AÇIK YAPIT POETİKASI 20. YÜZYIL SANATI
Resim, Heykel, Fotoğraf, Mimarlık ve Sinema
SEDA YAVUZ
6, 13, 20, 27 Şubat Pazartesi 15:00 -17:00
Görmekten hissetmeye: 20. ve 21.yy’da Sanat: Seminerlerin amacı 20. ve 21. yüzyıl sanatına 360 derece bir bakış oluşturmak. Özellikle kavramlar üzerinden yapılacak sunumlar, basit bir tarihsel özet sunmaktansa derinlemesine bir okuma yapmayı hedefler. Modernizm ve sonrasında ‘aşk, eğlence, korku, sadakat, ihanet, doğurganlık, yalnızlık, yabancılaşma, terk etme/edilme’ gibi temalar seçilerek, sanatçıların yapıtlarını oluşturma mantığı ve izleyicinin konumlanışı tartışılacaktır.
06 Şubat Pazartesi: Japonya’dan Amerika’ya heykel serüveni: İsamu Noguchi
13 Şubat Pazartesi: Earth-Art, Land Art…Yeryüzünü dönüştüren sanat
20 Şubat Pazartesi: Susan Sontag “Fotoğraf Üzerine”…kitabı çözümlemesi
27 Şubat Pazartesi: İstanbul Bienalleri’nden bir seçki
SANAT FELSEFESİ : EMRE ZEYTİNOĞLU
Modernite, modernizm yeni başlıyor..
6, 13, 20, 27 Şubat Pazartesi 18:30 -20:30
Emre Zeytinoğlu’nun yöneteceği seminerlerin konuları ;
Modernizm üzerine eleştiriler ve estetik .
Umberto Eco Güzelliğin ve Çirkinliğin Tarihi.
Postmodern durum, estetiğin sorgulanması ve değişen sanat
Küreselleşme: Ekonomi, siyaset ve felsefe bağlamında sanat
Küreselleşme’nin vaadleri ve tıkanma noktaları
Yukarda sıralanan konu başlıkları, dönem boyunca birbirleriyle karşılaştırmalı olarak ele alınacaktır. Bu süreçte öte yandan, estetiğin ilişki kurduğu farklı disiplinler de konu edilecek, böylece sanat ve toplumsal dinamikler arasındaki bağlantı, açık bir biçimde ortaya konulacaktır. Gerektiğinde görseller kullanılacak, kimi sanatçılar ve yapıtları üzerinde yorumlara yer verilecektir.
KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT SEMİNERLERİ
ASUMAN
KAFAOĞLU BÜKE
7, 14, 21, 28 Şubat Salı 18:00-20:00
Asuman Kafaoğlu-Büke’nin yöneteceği KARŞILAŞTIRMALI EDEBİYAT Seminerlerinde, Öykü formu incelenecek:) Dünya ve Türk Edebiyatından öyküler okunacaktır.
7 Şubat Salı: Kurgunun Dinamikleri
14 Şubat Salı: Amerikan Edebiyatı Öykü Antolojisi
21 Şubat Salı: Faulkner, Fitzgerald, Hemingway, Steinbeck
28 Şubat Salı: ‘Dünya Yazınından Seçilmiş Kısa Öyküler’
Jack London, Franz Kafka, Alphonse Daudet
GÜZEL SANATLARDA VE MİTOLOJİDE TEMA OLARAK YEMEK
GÜZİN YALIN
9,16,23 Şubat Perşembe
14:00 -16:00
Tarih boyunca Dünya Yemek kültürü.
YEMEK, MİTOLOJİLER, COĞRAFYALAR, ÜLKELER
-Yemek, yeme-içme, gastronominin kültürü ve tarihi üzerine genel.
Mitoloji ve sanatın yemekle ilişkisi üzerine genel tanımlar/ayrımlar; yiyeceklerin mitolojide algılanış ve ifade edilişi
-Mitoloji, din, yemek ilişkisi,
yaradılış efsaneleri, Nuh Tufanı
-Zeytin, buğday, üzüm ve diğer bitkilere dair mitler, hayvanlar için yaratılan mitler
-Ateş mitleri; su mitleri, Anadolu kültürlerinin mitolojileri (Hititler)
-Klasik Yunan Mitolojisi, Dyonisos ve Demeter
-Roma Mitolojisi , Bacchus, Şarap/Ekmek Molası
-Başka bir coğrafyanın “temel gıdası” (Uzakdoğu’dan ve Güneydoğu Asya’dan Pirinç mitleri)
-Akdeniz mutfağında pirinç (pilav, paella, risotto, pirinç salatası), Tarifler/Tadım
-Hint Mitolojisi ve yemek, Günümüz Hint kültüründe yemeğin yeri; Hinduizm ve yemek, Günümüz Hint Mutfağı
-Mısır mitolojisinde yemek; Mısırlıların yeme-içme dünyasına kattıkları, Mezopotamya mitlerinde yemek (Asurlar, Babiller, Sümerler)
- Başka bir coğrafyanın “temel gıdası” (Aztek mitolojisi ve mısır öyküleri), Aynı coğrafyanın zamansız efsanesi çikolata; tarihi ve öyküsü.
-Film gösterisi “Acı Çikolata”,Çikolata tadımı!!!
-Orta Asya Türk mitolojisi; Şamanizm’de yemek anlayışı, Dede Korkut Hikayelerinde yemeğin yeri, Kuzey Avrupa Mitolojileri (İrlanda, İskandinavya)
-Günümüzün mitlerinde yemek (Popüler kültür; kahramanlar, anti kahramanlar; bilim kurgu)
Kendi mitolojimizi yaratmak.
TAKI ATÖLYESİ , HEYKELİN ÖYKÜSÜ, “TAKILABİLİR HEYKELLER”
SABRİNA FRESKO
Çarşamba, Cuma veya Cumartesi günleri 10:30 -13:30
Afrika: Maskeler, Filler, Çöl konuları stilize edilerek takı ve heykel olarak çalışılacak.
2011-2012 döneminde takı atölyesinde Sabrina Fresko antik heykelden çağdaş heykele, heykel tarihi, heykelden takıya geçiş konulu bir atölye çalışması gerçekleştirecek. Modern takının çağdaş sanatın paralelinde konu ve duruş sergilemesi takı tasarımının önüne sonsuz bir açılım getirmiştir. “Simya takı atölyesinde bu açılımın izinde şimdiye kadar kimsenin gerçekleştirmediği özgün takılara imza atacağız”. Takı teknikleri tasarımın gerektirdiği zaman ve ölçüde uygulanacaktır.
BEETHOVEN VE SONRASI ; MÜZİKTE 19.YÜZYIL
AYDIN BÜKE
1, 8, 15, 22, 29 Şubat Çarşamba 15:00 -17:00
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası üyesi ve müzik yazarı Aydın BÜKE, Klasik Müziğin Beethoven’dan sonraki gelişimini ele alacak ve 19. yüzyılın tarihi ve sosyal olaylarının müziği nasıl etkilediğini anlatacak. Romantizmin gelişmesi, Ulusal Akımların ortaya çıkması, kısacası 1800′lerin başından sonuna dek tüm yaşanan gelişmeler ayrıntılı olarak bir yıl boyunca işlenecek.
Richard Wagner, Giuseppe Verdi, Johannes Brahms.
“GÖĞE BAKMA DURAĞI” METİN VE YORUM SEMİNERİ
EMİNE AYHAN
3, 10, 17, 24 Şubat Cuma 14:00 -16:00
Bu seminerde edebiyat ve yazı hakkındaki klişeleşmiş değer ölçütlerimizi (güzelliği, iyiliği, kötülüğü, yüksekliği, alçaklığı) yeniden gözden geçirecek ve her metnin nasıl kendine has değerlendirme ölçütleri sunduğunu görmeye çalışacağız. Metinleri öylece karşımızda duran ve bize hoşça vakit geçirttikten sonra bir kenarda unuttuğumuz bütün o nesneler gibi “tüketmeyeceğiz.” Turgut Uyar’ın deyişiyle, zamane “uyartılarından” biraz beri durup, insanın bu en ilgi çekici somut “üretiminin” evvela kendimizi yeniden üretmek üzere bize yaptığı Seirene davetinin ayartısına kapılmak niyetimiz. Gene Turgut Uyar’ın deyişiyle, “Göğe Bakmak” belki tam böyle bir olanaklılıklar evrenine bakmak gibi.
3 Şubat : Yusuf Atılgan, Anayurt Oteli (1973), YKY
10 Şubat: Hasan Ali Toptaş, Gölgesizler (1995), İletişim yay.
H. A. Toptaş, “Okuyana Mektup,” Harfler ve Notalar, İletişim (Fotokopi yapacağım)
17 Şubat : Aslı Erdoğan, Kırmızı Pelerinli Kent (1998), Everest Yay.
24 Şubat: Toni Morrison, Sevilen (1987), çev. Püren Özgören, Can yay.
CAZIN FARKINA VE TADINA VARMAK – YENİ BAŞTAN
SEDA BİNBAŞGİL
4, 11, 18, 25 Şubat Cumartesi 14:30 -16:00
Bu seminer, cazın doğuşunu, nasıl icra edildiğini, doğaçlamanın anlamını, başlangıcından günümüze kadar cazı şekillendirmiş belli başlı akımları, bu akımların yansıttığı dönemlerin sosyal, politik ve ekonomik şartlarını, ve caz tarihine damgasını vurmuş önemli müzisyenlerin stillerini inceleyerek katılımcılara caz müziği hakkında bilgi vermeyi amaçlamaktadır.
Jazz’ın farkına ve tadına varmak 1 Bölüm:
Jazz’ın temel unsurları: Hangi müziğe jazz diyoruz? Jazz doğaçlaması, Jazz enstrümanları, Jazz terminolojisi
Modern Dönem öncesinde Jazz: Jazz’ın kökenleri, Erken Dönem Jazz, Swing
Modern Jazz: Bebop, Cool Jazz, Hardbop, Avantgarde Jazz, Fusion, Günümüzde Jazz.
Jazz Arşivi Oluşturma Yöntemleri.
CAZIN FARKINA VE TADINA VARMAK MASTER CLASS
SEDA BİNBAŞGİL
4, 11, 18, 25 Şubat Cumartesi 16:30 -18:00
Bu seminer ‘Kuzey Caz’ı ile başlayacak, Polonya, Çek Cumhuriyeti gibi Doğu Avrupa’nın önemli caz merkezlerine uğrayacak. Son etapta ise Kuzey Afrika’dan başlamak üzere dünya’nın diğer bölgelerindeki önemli cazcılara kulak verecek olan seminer, 2 yıldır sürdürmekte olduğu ‘Dünya’da Caz’ turunu da böylece tamamlamış olacak.
Lady Gaga Bildiğiniz Gibi
01 Şubat 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Genel, Haber, Magazin, Son Dakika Haber, Video Galeri
Ünlü Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, bir İspanyol radyosuna yaptığı açıklamalarla yine dünya magazin basının gündemine oturmayı başardı.
Ünlü Amerikalı şarkıcı Lady Gaga, bir İspanyol radyosuna yaptığı açıklamalarla yine dünya magazin basının gündemine oturmayı başardı.
İtalyan asıllı ünlü ABD’li şarkıcı Lady Gaga, Amerikalı sevgilisi olmasına karşın, İtalyan bir erkekten özellikle de Sicilyalı birisinden çocuk sahibi olmak istediğini açıklayarak yine dünya magazin gündeminin ilk sırasına oturdu. The Vampire Diaries dizisinin başrol Oyuncularından ünlü ABD’li Aktör Taylor Kinney ile birlikte olan Lady Gaga, İspanyol Radyo İbiza’ya yaptığı açıklamada, “Bir İtalyan’dan Bebek sahibi olmak istiyorum. Özellikle de Sicilyalı olmasını tercih ederim” dedi.
İtalyan asıllı bir Amerikalı olarak bilinen Lady Gaga’nın babası Joseph Germanotta da Sicilyalı.
Aslında geçtiğimiz ay çıkan haberlerde Lady Gaga’nın 30 yaşındaki sevgilisi Taylor Kinney ile ilişkisini ciddi boyuta taşıdığı hatta çiftin aynı evde yaşamaya başladıkları iddia edilmişti. Lady Gaga’nın yine gündeme bomba gibi düşen açıklamaların Kinney’ın nasıl cevap vereceği ise merak konusu.
Demirer Film İçin Rap Söyledi, ya ‘Sabır’ Dedi!
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Haber, Kadın, Kültür Sanat, Magazin, Müzik, Son Dakika Haber
Ata Demirer‘in 27 Ocak’ta vizyona girecek olan yeni filmi ‘Berlin Kaplanı’; senaryosuyla olduğu kadar müzikleriyle de çok konuşulacak.
Ata Demirer‘in 27 Ocak’ta vizyona girecek olan yeni filmi ‘Berlin Kaplanı’; senaryosuyla olduğu kadar müzikleriyle de çok konuşulacak. Yapımda ‘Ayhan Kaplan’ isimli bir boksörü canlandıran Demirer’le Killa Hakan; filmin jeneriğinde ‘Sabır’ isimli rap türünde bir şarkı seslendiriyor. Sözlerini Hakan’la birlikte yazan Demirer; parçanın kayıtlarını şarkının müziğini yapan Killa Hakan’ın evinde kahkahalar eşliğinde yaptı. Öte yandan Hakan’ın; Ceza ile yaptığı düetler internette tıklanma rekorları kırıyor.
‘SABIR’IN SÖZLERİ
Rüzgara karşı doğru dikilip duracaksın Beton duvarlara karşı yumruk vuracaksın Zaman vakit dolacak, saati kuracaksın Bu hayatta neler olur bilinmez dostum Kreuzberg tedirginse serilir postun Kalmadı artık bizi ayıran duvarı Ost’un Gardını yüksek tut, indirme dalarlar Yıldızları sayarsın, Aklını çalarlar Sis çöktü, göz gözü görmez, öfkeli kaptan Anabolik’e dikkat et, şişersin haptan Sabır sabır, Girer yoluna!
Tarkan Erkek Versiyonum
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Haber, Kadın, Magazin, Müzik, Son Dakika Haber
Şovlarıyla 70′lerin idolü olan, korsan yüzünden müziğe küsen Seyyal Taner; 19 yıllık aradan sonra yeni albümle dönüyor.
70′lerde çılgın sahne şovları ve farklı müziğiyle Türk popuna yeni bir anlayış getiren, 1993′te çıkardığı ‘Geliyorum’ albümümün ardından müziğe küsen Seyyal Taner; sessizliğini yeni yakında çıkacak yeni rock albümüyle bozuyor. Korsan albümler yüzünden müzikten uzaklaşıp Bodrum‘a yerleşen, 2.5 yıl önce Mehmet Dirim’den boşanıp İstanbul‘a dönen sanatçı; 28 Ocak’ta Bostancı Gösteri Merkezi’nde de bir konser verecek. Taner’le müziğe ara verme sürecini ve projelerini konuşmak üzere Avangarde Otel’de buluştuk.
Geçmişe dönüp baktığınızda neler hissediyorsunuz?
Çok güzel şeyler hissediyorum. Pişmanlıklarım yoktur benim; yaşanan her şeyin tecrübe olduğuna inanıyorum. İyi ki yapmışım, iyi ki bunlar başıma gelmiş. Hepsi bir okul ve dersti benim için.
Müziğe İspanya‘da, Los Bravos grubunda solist olarak başladınız. Kariyerinize niye orada devam etmediniz?
Ben ülkesine aşık biriyim. Kimse pek bilmez belki ama benim muhafazakar taraflarım vardır; aileciyimdir, sadığımdır, sevdiklerime bağlıyımdır. En yeni arkadaşım bile 20 seneliktir benim. İspanya‘ya gittiğim zaman öğrenciydim zaten. Ayrıca İspanya dışında Hindistan ve Amerika’ya da gittim. Yaptığım seyahatler mesleğimde ve kişiliğimde çok etkili oldu.
O dönem bir genç kızın müzik yapma isteği çok hoş karşılanmasa gerek! Aileniz bunu nasıl karşılamıştı?
O dönem o kadar çok mücadele ettim ki! Onlar benim hukukçu olmamı istediler ama onları ikna etmeyi başardım. Babaannem bana çok destek oldu. O zamanlar bir kız çocuğunun şarkı söylemesi çok zordu. Ailem modern olmasına rağmen yine de sorunlar yaşadım.
“SAHNEYE PANTER DÜŞTÜ”
İspanya‘dan döndükten sonra bir de sürpriz bir evlilik kararı almışsınız…
Evet, şarkı söylediğim grupta gitar çalan bir müzisyene (Peter Harold) aşık oldum. 18 yaşında bile değildim. Ailem istemedi ama evleneceğim insan dünya çapında biriydi ve onları yine ikna ettim. Önce ismini, sonra dinini değiştirdik. Bana olan sevgisinden, ne istediysem yaptı ama malesef yürümedi. Bu evlilikten bir kızım oldu, ayrıldık. Sonra birkaç sinema filminde rol aldım. Sinemaya da böyle adım atmış oldum.
Sahneye ilk çıktığınızda nasıl tepkiler almıştınız?
Sahneye çıktığımın ertesi günü tüm medya “Sahneye bir panter düştü” dedi. Benden önce de önemli isimler vardı sahnede ama kimsenin benimle bir kıskançlığı olmadı. Çünkü benim müzik tarzım o dünyanın dışındaydı. Assolistler de beni istiyordu. Bülent Ersoy, Emel Sayın, Gönül Yazar‘la birlikte çalıştım.
Sizi diğerlerinden farklı kılan sadece müziğiniz miydi?
Hayır, değildi. Herkes mevcut bir orkestra ile sahneye çıkarken, ben kendi orkestramı kurdum. Kıyafetlerim, danslarım sadece bana özeldi. Yani ben o dönem kimsenin yapamadığını yapıyordum. Sürekli yeniliklerin peşindeydim.
Neden insanların aklına Sezen Aksu, Nilüfer, Ajda Pekkan gelir de, Seyyal Taner gelmez?
Çünkü ben rock şarkısıyım, onlar pop sanatçısı. Gazino kültüründe bile ben sahnede rock müzik yapan bir kadındım. Ben aslında zoru becerdim. Fahrettin Aslan bile “Eyvah bu müzikle insanlar kaçacak şimdi” derdi ama sahneye çıktığımda herkes beni ayakta alkışlardı.
Ajda Pekkan; 7′den 70′e herkesin sevdiği bir isim. Kendisi hala güzel bir kadın. Siz onu nasıl buluyorsunuz?
Ajda’nın açıkçası kendisine “Ben seksi bir kadınım” diyeceğini sanmıyorum. Bu medyanın bir yakıştırması. Ajda yaşını bir yerde dondurdu. Estetiklerle mücadele ediyor, sporunu yapıyor, kendisine yatırım yapıyor. Çoluk çocuk da yok, kendisiyle uğraşıyor. Ben estetik olmadım ama önyargılı değilim bu konuda; gerekirse yaptırırım. Şu anda halimden çok memnunum, estetik yaptırmamı gerektirecek bir şey görmüyorum.
Sezen Aksu ve Ajda Pekkan ile görüşüyor musunuz?
Biz aynı dönemin meslektaşlarıyız, birbirimizi sever, sayarız. Herkes birbirininin sınırını bilir, kulvarına saygı duyar.
YİNE ÖZEL BİR SAHNE ŞOVU
90′larda sizi müziğe küstüren ne oldu?
‘Alladı Pulladı’ albümümü yaptığım dönem korsanın patlaması beni delirtti. Bu durum bizim belimizi büktü. Korsanla baş edemedim. Ben de isyan ettim ve Bodrum‘a yerleştim. 20 yıl orada yaşadım. Çünkü bunca meslek birliklerine rağmen haklarımızı bir türlü alamıyoruz. Şimdi kendi paramla bir albüm yapıyorum ama ne olacak bunun sonu hiç bilmiyorum. Sadece sevenlerimle yeniden müzik yapacak olmak beni mutlu ediyor., o kadar.
28 Ocak’taki gösterinizden biraz bahseder misiniz?
Özel bir sahne şovum olacak, kostümlerim olay yaratacak. Yeni çıkacak albümümdeki şarkıları söyleyeceğim. Ayrıca Neşet Ertaş’ın bir türküsünü de rock versiyonuyla okuyacağım.
DEFALARCA İHANETE UĞRADIM ARTIK AŞKA TÖVBELİYİM!
İş hayatınızda yakaladığınız mutluluğu özel hayatınızda yakaladınız mı?
Maalesef yakalayamadım. Özel hayatımda çok seven bir kadın olduğum için hep acı çektim. Artık aşka olan inancımı kaybetim. 22 yıl birlikte olup 2.5 yıl önce boşandığım insanın şu anda nerede, ne yaptığını bile bilmiyorum. Boşanmadan önceki kısa ayrılıklarımızda çok ağlardım ama artık öyle bir noktaya geldim ki; boşanırken bile ağlamadım.
AFFEDİNCE ARKASI GELİR
Hiç aldatıldınız mı?
Aldatılmaz olur muyum? Kaç kere hem de! Aldatılmayan kadın var mı, sanmıyorum. Ne kadar güzel, yetenekli olurlarsa olsunlar; yine aldatılırlar. Ben hep aldatıldığımı hissettim ama anlamamazlıktan geldim. Sevginiz bunu bir süre içinize atmanıza neden oluyor. Ama bir süre sonra artık içinize atamıyor ve patlıyorsunuz. Kadın ilişkiyi sürdürmek için çabalıyor ama olmayınca da olmuyor.
Evliyken eşinizi iki kere affetmişsiniz. Pişman oldunuz mu?
Pişmanlık değil de; bir kere affedince arkası geliyor. Kadın sürekli zedeleniyor. Ama şunu da görüyorum; erkekler bazen bilinçli de aldatmıyorlar. Bir anlık boşluklarında bunu yapıyorlar.
Nasıl atlattınız o dönemi?
Terk etmek zordu ama bunu başardım. Hayvanlarla, doğayla iç içe zaman geçirerek atlatmaya çalıştım. Alışkanlık hissi beni çıldırtıyordu. Sudan çıkmış balık gibiydim. Kolay olmadı ama oldu.
2.5 yıldır hayatınızda kimse yok, öyle değil mi?
Bir daha asla aşık olmam. Aşka tövbeliyim. Kendimi müziğe verdim. Benim için artık önemli olan tek şey; müziğim, albümüm.
ŞİMDİKİ POPÇULAR TÜRKÇE KONUŞAMIYOR
Yeni jenerasyondan kimleri beğeniyorsunuz?
Tabii ki içlerinde beğendiklerim var. Ancak onlarla aramda bir fark var; ben altı yıl klasik bale yaptım. Türkiye’de Gaye Sökmen ile ilk bale okulunu ben açtım. Bale temeli olan, modern dansları yapabilen, yoga tekniğiyle diyafram kullanabilen, birkaç dil bilen ve şan eğitimi alan bir tek ben varım. Şimdiki arkadaşlarımın çoğu konservatuvarlı olmasına rağmen; bu söylediklerimi bir arada bulunduranı yok! Ayrıca ben güzel Türkçe konuşan biriyim. Şimdiki popçular Türkçe konuşamıyor. Başarılı olmaları için her şeyi iyi yapmaları gerekiyor. İyi dans edecek, estetik olacak, iyi diyaframı ve ışığı olacak.
OKAN DA BENİM GİBİ
Kendi sahne enerjinizi kimde görüyorsunuz?
Benim erkek versiyonum Tarkan ve müzik sektöründe olmasada da Okan Bayülgen. İkisinin de enerjimden etkilendiğini düşünüyorum. Tarkan doğum gününde bana “Gözlerinize baka baka Tarkan oldum. Sizi seyrede seyrede Tarkan oldum” deme zarafetini gösterdi. Onu etkilediğim için gururluyum. Kadınlardan da sahnede beğendim Hadise var.
ÇUVAL DA GİYSEM CAZİBELİ BİR KADINIM
Muhafazakar bir kadın olduğunuzu söylüyorsunuz, ancak o dönemin en seksi kadınlardan da biriydiniz…
Çünkü Türkiye’nin en iddialı tipi bendim. En marjinal kadınıydım. Üzerimde çok ilgi vardı. Tanrı’nın verdiği güzelliği de inkar edemem. Ben güzel kadınım; estetik bir yürüyüşüm vardır, cazibem vardır. Çuval da giysem, en kapalı halimle bile cazibeliyimdir. Seksi bir kadın olabilirim ancak aynı zamanda da aile sanatçısıydım. Hayatım boyunca en fanatik hayranlarım hep kadınlar oldu.
SEVGİLİMİ YÜCELTİRİM
Bu kadar özgüven erkekleri ürkütmez mi?
Tabii ki erkek için zor. İlişkilerimde birlikte olduğum insanı ezmemek için çok formüller üretmiş birisiyim. Kendimi indirgeyip sevgilimi yüceltirim ben. Onu ortam içinde onore etmeyi bilen birisiyim.
Fethullah Gülen’le İlgili Konuştu
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Genel, Haber, Siyaset, Son Dakika Haber
AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, Fethullah Gülen hakkında konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Hakan Şükür, Fethullah Gülen‘in hizmetlerinin takdirle karşılanması gerektiğini belirterek, “Hizmetleri takdirle karşılanması gereken bir insanın yaşadıkları, ona bakış açımı daha da saygın ve sevgi dolu bir hale getiriyor” dedi.
Şükür, “Değerlerim ve inancım noktasında kendisini değerli buluyorum, bunu söylemekten de hiçbir zaman sakınmadım” dedi.
“Dünün futbolcusu, bugünün siyasetçisi” Şükür, Fethullah Gülen’e yakınlığına yönelik yapılan yorumlara açıklık getirdi.
Şükür’e yöneltilen sorular ve yanıtları şöyle:
Soru: Spor camiasından gelerek siyasete atıldınız. Bu konudaki düşüncelerinizi alabilir miyim?
Cevap: İlkemiz, yaptığımız her işte hizmet etmek, topluma örnek insan olabilmek. Bu anlamda doğru bir model olabilmişim ki AK Parti‘nin, Sayın Başbakanımızın teklifi ve teveccühüyle Meclis bünyesinde bulunmaya başladım. İnşallah olumlu hizmetler yapmaya çalışacağım. Sporcu Hamza Yerlikaya’dan sonra buralara gelmek gurur verici.
Soru: Milletvekili olmadan önce düşündüğünüz siyaset ile milletvekili olduktan sonra siyaset arasında fark var mı?
Cevap: Aslında beklentilerimin karşılığını da alıyorum, hiç beklemediğim şeyler de oluyor. Türkiye’nin güçlendiği ama bu güçlülüğünün aşağı çekilmek için çok farklı çabaların da olduğu bir dönemdeyiz. Ülkedeki büyük değişimi görebiliyorum. Geçmişle bugün arasında bir kıyaslama yaparsak, zaten partimizin aldığı oy oranı ile de doğru orantılı yükselen bir grafik var. Sayın Başbakanımızla bir hukukumuz var. AK Parti Milletvekili gibi değil de daha çok duyarlı, toplumda bir çok farklı görüşe yer veren ve hepsini kapsayacak şekilde milletvekilliği yapmak istiyorum.
Soru: Milletvekili seçilince çevrenizden, spor camiasından “öncelikle şunu gündeme getirmelisin” denilen bir konu oldu mu?
Cevap: Ben bütün sorunlarını biliyorum. Futbol Federasyonu ve kulüplerimiz özerk. Bu bünye içerisinde bazı şeylere çözüm bulmak hakikaten çok zor. Şikayet etmek, sorunu çözmek demek değil.
“Öyle bir tercih yapmak doğru olmaz”
Soru: Futbol mu siyaset mi dersek hangisini tercih edersiniz?
Cevap: Öyle bir tercih yapmak doğru olmaz. Futbolu doya doya, büyük keyifler alarak ve başarılar elde ederek yaşadım. Takım başarısı olarak da bireysel başarı olarak da çok şeyler yaşadım. Burayı da bir takım olarak görürsek, başarılı bir takımdayım, AK Parti bünyesinde olmaktan mutluyum. Bu başarıyı daha da yukarılara çıkarmak için buradayım, elimden geleni yapacağım. Futbol ile burası arasında inanılmaz derecede paralellik gösteren şeyler var. Siyaseti de iyi anlayabileceğimi düşünüyorum.
Soru: Meclisin Futbol takımında da oynuyorsunuz. Takım arkadaşlarınıza taktik veriyor musunuz?
Cevap: Taktik değil de futbolun gerekli sistemlerini zaman zaman anlatmaya çalışıyorum. Ama hepsi futbolu bilen tecrübeli arkadaşlar.
“Başbakan çok iyi bir futbolcu”
Soru: Sayın Başbakan da gençlik yıllarında futbol oynamış. Başbakanın futbolculuğunu nasıl buluyorsunuz, onunla maç yapmak ister misiniz?
Cevap: Çok iyi bir futbolcu. Devlet Başkanlarıyla yaptığı maçta da o yeteneklerini gösterdi. Saha görüşü, yani Türkiye’yi, dünyayı bir saha olarak görürseniz, futbolun ona bugünkü başarısında çok şey kattığını düşünüyorum. Oradan yola çıkarak kendimin de verimli olacağını düşünüyorum. İstanbul Belediye başkanlığı döneminde Sayın Başbakanla çok maç yaptım. Sosyal etkinliklerde beni yanında görmek istiyordu.
“Genel Başkanıma büyük bir hayranlık duyuyorum”
Soru: Örnek aldığınız, saygı duyduğunuz bir kanaat önderi var mı?
Cevap: Genel Başkanıma hem insani hem siyasi olarak büyük bir hayranlık duyuyorum. Çok değerli bir büyüğüm, çok duygusal ama lider özellikleri taşıyan, bazı şeyleri yarasına tuz basıp içine atan birisi.
Soru: Nikah şahidiniz de olan Fethullah Gülen ile olan yakınlığınız hep tartışıldı. Buna ilişkin bir şey söylemek ister misiniz?
Cevap: Hizmetleri takdirle karşılanması gereken bir insanın yaşadıkları, ona bakış açımı daha da saygın ve sevgi dolu bir hale getiriyor. Çünkü, dünya üzerinde Türkçeyi, Türkiye’yi iyi bir şekilde temsil ediyor. Hele böylesine dönemlerde, en ihtiyaç duyduğumuz anlarda böyle bir avantajımız var. Cumhuriyet tarihi boyunca çok önemli değerler vardı ama istenilen gibi değildi. Ülkemizin her platformda, yanlış anlatılma çabası içerisinde olduğu süreçlerde bununla ilgili çabalarını hep takdirle karşılamışımdır. Değerlerim ve inancım noktasında kendisini değerli buluyorum, bunu söylemekten de hiç bir zaman sakınmadım.
Soru: Yorumculuk yapıyorsunuz, bu TBMM Genel Kurulu çalışmalarına engel olur mu?
Cevap: Yasal bir sorun yok. Çalışmalarımı aksatsaydı zaten kabul etmezdim. Genelde hafta sonları olacak. Belki beni yoracak ama biraz antrenman yapmamız lazım.
Küçükçekmece’de Patlama
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Flash Haberler, Genel, Haber, Son Dakika Haber, Yerel Haber
Küçükçekmece‘de bir binanın girişindeki kozmetik dükkanında sebebi bilinmeyen bir patlama meydana geldi.
Küçükçekmece‘de parfüm ve kozmetik ürünlerinin satıldığı iki katlı iş yerinde yangın çıktı. Yükselen alevler sebebiyle yanıcı madde içeren parfüm kutuları büyük bir gürültüyle patladı.
Patlama sesleri çevrede korku ve paniğe yol açtı.Sefaköy Halkalı Caddesi üzerinde bulunan parfüm satan iş yerinde saat 23.00 sıralarında yangın çıktı. Alevler nedeniyle parfüm kutuları birer bomba gibi patladı. Alevler kısa sürede iş yerini ve 5 katlı binayı sardı. Zaman zaman duyulan patlama sesleri çevrede korkuya sebep oldu. İhbar üzerine olay yerine çok sayıda polis ve itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekipleri yangına müdahale etmekte ara ara güçlük çekti.
Olay sonrası parfümeri dükkânı deyim yerindeyse savaş alanına döndü. Yangın esnasında iş yerinin kapalı olması olası can kaybı ya da yaralanmanın önüne geçti.
Şiddetli patlama sesi duyduklarını belirten çevre sakinleri, olay esnasında dükkanın kapalı olmasının büyük bir şans olduğunu vurguladı.
Güvenlik şeridi çeken polis ekipleri, geniş çaplı araştırma başlattı.
İtalya Costa Concordia” Adlı Yolcu Gemisi Battı.
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Dünya Haber, Flash Haberler, Genel, Haber, Son Dakika Haber
İtalya‘nın batısında Giglio Adası yakınlarında “Costa Concordia” adlı yolcu gemisi battı.
İtalya açıklarında 4200 yolcusu bulunan bir gemi karaya oturdu. Kazada 3 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi yaralandı. Gemideki 9 Türk yolcu da kurtarıldı. Türk yolculardan biri “Titanik’teki gibi demirlere yaslandık” dedi.
İtalya açıklarında 4200 yolcusu bulunan bir gemi karaya oturdu.
Costa Concordia adlı yolcu gemisinin, Akdeniz turunun ilk durağı Roma limanından saat 19.00 sularında hareket ettikten yaklaşık iki saat sonra karaya oturup yan yattığı bildirildi.
Kazada 6 yolcunun öldüğü, 15 yolcunun yaralandığı, 39 yolcunun halen kayıp olduğu açıklandı.
Gemide yer alan 9 Türk yolcunun da durumu iyi. Dün gece geçirdikleri gemi kazasının ardından kurtarılan ve Roma’ya götürülen 9 Türk yolcudan 7′si, kazayla ilgili tazminat ve diğer ayrıntılar belli olana kadar bu ülkede kalmaya karar verdi.
Kıyıdan birkaç yüz metre uzaklıkta karaya oturan gemide arama yapan itfaiye dairesi ve kurtarma ekiplerinin yetkilisi, geminin her kamarasına her bölmesine girilerek araştırma yapılması gerektiğini bildirdi.
‘TİTANİK’TEKİ GİBİ DEMİRLERE YASLANDIK’
Türk kazazedelerden Ajlan Barut, gemiden en son inen 100-150 kişinin arasında bulunduğunu söyleyerek, gemi yönetiminin durumu idare edemediğini belirtti ve tepkisini dile getirdi.
“Gemi 60-70 derece yattı. Ben karımla helalleştim, aynı Titanik’teki gibi demirlere yaslandık” diyen Barut, kendisinin Marmara Adalı olduğunu, gemi vurduğu zaman eşini gemi batacağı konusunda uyardığını söyledi.
Kaptanın çok büyük hatası olduğunu dile getiren Barut, “Bizi bir saat beklettiler. Sonra anons yaptılar. Gemide bir şey yok, can yeleklerinizi çıkarın, kamaralarınıza gidebilirsiniz diye. Ben inanmadım ve karıma bir yere kıpırdama dedim. Felaket bir şeydi” diye konuştu.
‘SALİSELER İÇİNDE YAN YATTI’
Kurtarılan Türk yolculardan Yüksel Tunççelik de gemiye güle oynaya bindiklerini ifade ederek, “Böyle bir şeyin olabileceği aklımıza gelmedi. Feci bir şeydi. Bir anda, saliseler içinde gemi çarptı ve anında yan yattı. Gerçekten çok kötüydü” dedi.
Tunççelik, olay sırasında gemi personelinin son derece şaşkın olduğunu belirterek, personelin yolculardan önce can yeleği taktığını, organizasyonun kötü olduğunu söyledi.
“Yolcular birbirlerine çok yardımcı oldu” diyen Tunççelik, organizasyon yeteneği olan yolcular sayesinde kurtulduklarını söyledi.
Bir diğer Türk kazazede Egemen Filiz’in de Concordia isimli geminin sahibi olan Costa şirketinde çalıştığı öğrenildi. Bu yolcunun gemideki Türk yolcular hakkında ilgililere bilgi verdiği belirtti.
Gemiden tahliye edilen yolcular ilk olarak Monte Argantario kasabasının Porto Santa Stefano limanına getirildi. Acil müdahaleye ihtiyacı olanların ambulanslarla hastaneye sevk edildiği gözlendi. Kazazedeler arasında çok sayıda Alman ve Uzak Doğulu yolcu olduğu görülüyor.
TİTANİK FACİASI AKILLARA GELDİ
İtalya‘daki kaza Titanik faciasını hatırlattı. White Star Line şirketinin sahibi olduğu Titanik gemisi 14 Nisan 1912 yılında ilk seferinde batmıştı. 1500′den fazla kişinin ölümüyle sonuçlanan kaza büyük deniz felaketlerinden biri olarak tarihe geçti.
Savaş Uçakları Havada Çarpıştı
15 Ocak 2012 Yazan Asya
Kategori Dünya Haber, Flash Haberler, Genel, Haber, Siyaset, Son Dakika Haber
Suudi Arabistan ve Fransa‘ya ait savaş uçakları, ortak bir tatbikat sırasında havada çarpıştı.
Suudi Arabistan ve Fransa‘ya ait savaş uçakları, ortak bir tatbikat sırasında havada çarpıştı.
Suudi Arabistan resmi haber ajansı, Fransa‘ya ait Mirage uçağı ile Suudi Arabistan‘a ait F-15 jetinin ülkenin kuzeyindeki Tabuk Hava Üssü’nden kalkış yaptıktan kısa bir süre sonra çarpıştığını duyurdu.
Fırlatma mekanizmasını kullanarak atlayan F-15′in Suudi pilotu ile Mirage’deki iki Fransız havacı, kazadan yara almadan kurtuldu.
Çarpışmaya neyin yol açtığını bulmak için inceleme başlatıldı.













